Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in ‘etkin pişmanlık’ kapsamında söz verdiği bilgisinin medyaya sunulmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in önceki tabirlerini hatırlatarak, “Yargı süreci evvelden hazırlanmış bir senaryoya nazaran mi işletiliyor?” diye sordu.
Tanal paylaşımında, “Bir ülkede Adalet Bakanı, önce televizyona çıkıp “Muhittin Böcek ve oğlu itirafçı olacak” diyorsa; sonra da haberleri servis ediliyorsa, burada çok önemli bir hukuk devleti sorunu vardır” dedi.
Ardından, “Sayın Bakan bunu nereden biliyordu?” diye soran Tanal, “Adalet Bakanı, savcı yerine konuşamaz. Mahkeme yerine karar kuramaz” diyerek reaksiyon gösterdi.
Tanal’ın paylaşımında şu sözler yer aldı:
“Bir ülkede Adalet Bakanı, önce televizyona çıkıp “Muhittin Böcek ve oğlu itirafçı olacak” diyorsa; sonra da haberleri servis ediliyorsa, burada çok önemli bir hukuk devleti sorunu vardır.
Soruyoruz:
Sayın Bakan bunu nereden biliyordu?
Henüz söz süreci tamamlanmadan,
mahkeme önüne çıkılmadan,
soruşturma belgesi hukuken netleşmeden
bir kişinin “itirafçı olacağını” siyasi makam nasıl evvelden ilan edebilir?
Bu öngörü müdür?
Bilgi midir?
Telkin midir?
Yönlendirme midir?
Yoksa yargı süreci evvelce hazırlanmış bir senaryoya nazaran mi işletilmektedir?
Hukuk devletinde soruşturmanın sonucunu siyaset belirlemez.
Adalet Bakanı, savcı yerine konuşamaz.
Mahkeme yerine karar kuramaz.
Şüpheli yahut sanıkların ne söyleyeceğini evvelce ilan edemez.
Anayasa’nın 138. unsuru açıktır:
Hiçbir organ, makam yahut kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve yargıçlara buyruk ve talimat veremez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Masumiyet karinesi de açıktır:
Mahkeme kararı olmadan hiç kimse hatalı ilan edilemez.
Eğer bir Adalet Bakanı, soruşturma dosyasının seyrini evvelden biliyorsa; bu, yargının bağımsızlığı açısından vahimdir.
Eğer bilmiyor da siyasi varsayım yürütüyorsa; bu da adil yargılamayı etkileyen sorumsuz bir açıklamadır.
Her iki ihtimal de hukuk devleti için kabul edilemez.
Çünkü ceza yargılaması televizyon ekranlarında değil, bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yapılır.
“İtirafçı olacaklar” cümlesi, masumiyet karinesini zedeler.
Şüpheli üzerinde baskı algısı yaratır.
Savunma hakkını gölgeler.
Yargıya olan toplumsal inancı yok eder.
Adalet, evvelden yazılmış metinlerle değil;
hukuka uygun kanıtlarla,
bağımsız yargıyla,
adil yargılanma hakkıyla sağlanır.
Türkiye’nin gereksinimi siyasi senaryolar değil,
eşit hukuk ve gerçek adalettir.
Yargı iktidarın lisanıyla konuşursa,
millet adalete inancını kaybeder.”
Bir ülkede Adalet Bakanı, önce televizyona çıkıp “Muhittin Böcek ve oğlu itirafçı olacak” diyorsa; sonra da haberleri servis ediliyorsa, burada çok ciddi bir hukuk devleti sorunu vardır.
Soruyoruz:
Sayın Bakan bunu nereden biliyordu?
Henüz ifade süreci tamamlanmadan,
mahkeme… pic.twitter.com/nW3XOqL5mo— Av.Mahmut TANAL (@MTanal) May 10, 2026
Tatbikat sırasında kaybolmuşlardı… ABD askerlerinden birinin cansız vücuduna ulaşıldı
1
Sait Bey Sitesi Davası’nda üçüncü uzman Pamukkale’den: ‘Adil, şeffaf ve bilime dayalı rapor istiyoruz’
12224 kez okundu
2
Marmara Üniversitesi öğrencilerinden Boynukalın’a protesto
10416 kez okundu
3
İki yolcu minibüsü çarpıştı: Çok sayıda yaralı var!
4579 kez okundu
4
İsias Otel Davası ikinci gününde: ‘Otel sahibi kasasının derdindeydi’
4510 kez okundu
5
Tunç Soyer’den Yargıtay’a Atalay reaksiyonu: Bir darbedir
4207 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.